Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
Hoşgeldiniz Bugün 01 30 2026

Beyan Edem Zuhuratı İlahi Sözü

Elif Allahın Adı İlahi Sözü

Beyan Edem Zuhuratı İlahi Sözleri

Yakındır bil değil ırak basîret gözleriyle bak,
Yüzünde nûr eder berrak Pîr-i Sâmî-yi Erzincan.

Beyân edem zuhuratı pîrimden size ey ihvan Kılarsa,
Hak inayeti ola hep hüccet ü bürhân.
Nice hikmet garâibler haberler verem uşşâka,
İşitsin anı sâlikler nicedir himmet-i sultân.

Füsûsun bahridir şahım Muhammed Sâmî’nin kalbi,
Zuhur etmiştir enhârı bu abdinden akar her an.
Füsûsun bahridir şahım Muhammed Sâmî’nin kalbi,
Zuhur etmiştir enhârı bu abdinden akar her an.

Anın hep varidatıdır bu nefsim tercümanıdır,
Dökülür kalbime bir bir misâl-i hikmet-i bârân.
Bu gönlüm öyle mesttir kim anın aşk-ı hayâlinden,
Dilerim işbu hayretten ebed ayılmayam bir an.

Dahi hem “küntü kenz” esrarının bir nebze iş’ârı,
Diyem bir katre mikdârı zuhûr-ı himmet-i pîrân.
Bu âlem çâr unsurla mürekkeb oldu fil-cümle,
Kuruldu dağ u taş sahra yapıldı kasr ile eyvan.

Dahi bu dört anâsırdan müretteb cism ile ruhu,
İkisi mazhar-ı nârı ikisi mazhar-ı nûrân.
İkinin hizmeti her dem imaret eylemek kevni,
İkinin hizmeti dâim yıkıp kılmaktadır vîrân.

İkisi âb ile hâktir ikisi bâd u âteştir,
ikisi rûh ile candır ikisi cism ile ebdân.
ikisi cism ile tendir bulardır âlem-i esfel,
İkisi rûh ile candır bulardır âlem-i a’yân.

Bular hep feridir aslın ne aynîdir ne gayrîdir,
Bularla cümle kâimdir gerek hayvan gerek inşân.
Sorarsan bunların aslın hakîkat bir kalemdendir,
Musavvirden zuhur eyler bu denli şekl ile elvan.

Hitab-ı “kün fekân” erdi Müdebbir ismine bir kez,
Zuhura geldi Akl-ı Küll kılar âlemleri seyrân.
Musavvir ismini cami oluben bir kalem oldu,
Hitâb erişti şak oldu bi-emri kudret-i Yezdan.

Kalem çün iki şak oldu anın kahr-ı celâlinden,
Birisi mazhar-ı lutfu birisi mazhar-ı hicran.
Biri yazdı semâvâtı bütün me’vâyı cennâtı,
Biri yazdı küsûfâtı oluben mazhar-ı ekvân.

İkinin maverasında ki bir şehr-i muazzam var,
Hakîkat şehridir ismi odur hem menzil-i cânân.
Bekâbillah olan canlar bu menzilde karâr eyler,
Oturup kürsîler üzre iki yüzden eder seyrân.

Küsûfi nice dört ise lutûfu dahi dört oldu,
Kalemdir Akl-ı Külldür hem bi-külli sanat-ı Sübhân.
Birisi rûh-ı azamdır o bir sırr-ı muazzamdır,
Birisi nûr-ı zâtıdır odur hem sırr-ı “er-Rahmân.

Akıl da cüzüdür rûhûn anın çün edemez idrak,
Ebü’l-Ervâh Muhammed’dir akıllar burda ser-gerdân.
“Nefahtü fîhî min rûhr hitabı mazhar-ı Âdem,
Hitâb-ı “künfekân” emri Müdebbir’den olur a’yân.

Müdebbir akl-ı küll oldu Musavvir ismi câmi’dir,
Olup bir âlem-i kübrâ bilindi san’at-ı Rahman.
Bu âlem başı arş oldu dahi ayağı ferş oldu,
Merâtib üzre nakş oldu müşekkel sûretâ inşân.

Birinci Nûr-ı Ekrem’dir ikinci Rûh-ı Âzam’dır,
Üçüncü Akl-ı Evvel’dir Kalem dördüncüdür ey cân.
Bular deryâ-yı vahdettir Ahadden Vâhidiyyettir,
Zuhuratı muhabbettir Muhammed’den olur a’yân.

Kalemdir Nüsha-i Kübrâ kamu esmayı câmi’dir,
İki yüzden zuhur eyler nice bin kudret-i bürhân.
Kalem bil inf isâlîdir biri kahr-ı celâlîdir,
Biri nûr-ı cemâlidir anı bir bir kılam tıbyân.

0 kim kahrına mazhardır olubdur âlem-i süflâ,
O kim nûr-ı cemâlîdir gören görmez ebed hüsran.
Nebîlerde bir esrar var velîlerde bir esrar var,
Oların tenleri candır olubdur canları cânân.

Buların ruhları canı bu âlemden değildir bil,
Olar rûh-ı izafîdir odur hem nefha-i Rahman.
Bu bir devlet hümâsıdır eğer konmazsa başına,
Velî surette insansın kalırsın sîretâ hayvan.

Bu mahlûkun kamu aslı muhabbetten yaratıldı,
Muhabbet olmasa bil kim büyütmez yavrusun hayvan.
Halayık içre inşânı kamudan eyledi ekrem,
Yarattı “Ahsen-i Takvîm” kıluben mazhar-ı Rahman.

Huda’ya izzetin hakkı bana keşf et bu esrarı,
Bu denli mahrem etmişken nedir bu gaf let-i inşân.
Ki bildin Fâil-i Mutlak kamusu hikmet-i Hallâk,
Kamuya yek nazarla bak deme bu yahşi bu yaman.

Bizim bu aklımız cüzdür mevâşîdir maâşîdir,
Furû-ı akl-ı evveldir sakın aldanma ey merdân.
Latîf-i âlemin ara duracak yer mi gör bura,
Kılagör derdine çâre misafirsin geçer kervan.

Seni sen kurtaramazsın ara bul kâmil inşânı,
Gider bu “Ahsen-i Takvîm” olursun sonra çok pişman.
Yeter bu nefse kul oldun bu berzahda düşüp kaldın,
Yürü bir pîre kul ol kim bulasın derdine derman.

Eğer himmet erişmezse sana bir şeyh-i kâmilden,
Adüvler yıktılar şeddi ne yatarsın garîb inşân.
Yakındır bil değil ırak basîret gözleriyle bak,
Yüzünde nûr eder berrak Pîr-i Sâmî-yi Erzincan.

Tarîki Nakşibendîdir güruhu dil-pesendîdir,
Tabib-i ser-bülendidir O’dur hem Hazret-i Lokman.
Düşüp payına kıl âhı tutagör müstakim râhı,
Kılagör hubb-ı lillâhı geçirme fırsatı bir an.

Münâcâtım budur yâ Rab Muhammed Mustafâ hakkı,
Pîrimiz Şeyh-i Sâmîye nihayetsiz kılıp ihsan.
Senin vuslat şarâbını anın dest-i kemâlinden,
içip mest olsun âşıklar O’dur hem sâkî-i devrân.

Bi-hamdillah tutup destim beni ol eyledi mesrur,
Gönül şehrin kılıp pür-nûr dağıldı leşker-i şeytân.
Menem Salih yüzü kara düşürme çarh-ı devvâra,
Bağışla ism-i Settâr’a ki Sensin sâhib-i gufran.


Yorum Yap